(Kaynak: agoodthinghappened)

Reblogged from yesil-lizozom, 209 yorum, Haziran 3, 2012

[Flash 9 is required to listen to audio.]

Vazgeçemeyeceğim biri olmalı.

Reblogged from ohalanyeminet, 14 yorum (2.876 oynatma), Haziran 3, 2012

[Flash 9 is required to listen to audio.]

yazmakguzeldirmesela:

Yıllarınızı kendiniz için geçiriyorsunuz önce.

Bazen canınızdan çok sevdiğinizi düşündüğünüz arkadaşlarınız, bazen tek gerçek varlığınız olan aileniz veya size kötü davrandığı halde sizin kıyamadığınız insanlar uğruna yaşadığınızı düşünseniz de sadece kendiniz için geçiriyorsunuz saatlerinizi.

Zaman, size durmuş gibi geliyor kimi sıra. Mıhlanıyor gibi sanki. Kıpırdamıyor.

Geçmiyor saniyeler, dakikalar, saatler… Günler hiç geçmiyor ve sizin hayatınız hiç değişmiyor gibi hissediyorsunuz. İnsanlar sizin boğazınıza yapışmış gibi, nefesiniz kesiliyor bazen. O insanlar sizi anlamıyor ama. Sizi sizden başkası fark etmiyor.

Yine de onlara muhtaç hissediyorsunuz kendinizi. Onlarsız hiçsiniz sanki.

Sizi korkutan da başlı başına bu hiçlik gibi. Değil mi? Sahiden bu değil mi?

Kocaman bir “hiç” olmaktan korkuyor herkes. Yalnız olmaktan. Yalnızlık kolay bir kelime gerçi. Üç hece. Ama çekilmesi zor. Hatta belki en ağır ömür törpüsü.

Tüm insanlığın itiraf edemese de en büyük korkusu, yalnızlık. Hiçlik. Kimsesizlik.

Ve bu geçmek bilmeyen zaman, bunu hissettiriyor işte size. Damarlarınızdan bunu akıtıyor sanki. Bu korkuyu, bu hissiyatı ve bununla gelen dramatik günlerinizi.

Sonra soyutlanıyorsunuz. İnsanlardan ve onlarla geçirdiğiniz zamandan bir tat alamıyorsunuz. İnsanların arasında insansız kalıyorsunuz. Hiçleşiyorsunuz.

Hiçleştiğiniz her bir gün daha çok zayıflıyorsunuz. Bir başkasına daha çok muhtaç oluyorsunuz. Güvenemediğiniz insanlara güvenmeyi diliyorsunuz. Olmuyor.

Nefes alıyorsunuz ama aldığınızın farkına varamıyorsunuz. Hayatınız yaşam olmuyor. İkisini aynı kefeye koyuyorsunuz. Hayat ve yaşamı ayırt edemiyorsunuz.

Nefesiniz kesiliyor. Nefesiniz geliyor. Nefesiniz artık bir anlam ifade etmiyor.

Ve sonra bir gün. Zaman ya bu. Hiç geçmez derken geçiveriyor göz açıp kapayıncaya kadar. Tam size tak ettiği anda tek bir göz kırpışınız ile akıveriyor su gibi. Anlamıyorsunuz ne olduğunu, ne olacağını, nasıl gideceğini…

Kaybolmayı göze alarak ilerliyorsunuz önünüze çıkan yeni yoldan. Yanınızda yeni bir insan ile, her şeyi kabullenerek gidiyorsunuz oradan. Yürüyorsunuz.

Siz yürürken o sizin elinizden tutuyor sonra bir anda. Ne olduğunu anlamıyorsunuz. Sanki siz onun elinden tutmuşsunuz gibi oluyor. Karar veremiyorsunuz. Ama önem vermiyorsunuz. Kenetlenmiş ellerinize bakarak kalbinizin mutluluğunu gülümsemeleriniz ile yansıtıyorsunuz etrafınıza. Mutlu oluyorsunuz.

Mutlu olduğunuzda ne oluyor biliyor musunuz? Fark ediyorsunuz.

Hayatın yaşam ile eş değer olmadığını anlıyorsunuz. Yaşamın gerçekten nefes almak olduğunu ve bu nefes almanın sanki onun için yaşamak gibi olduğunu fark ediyorsunuz. Parmaklarınızı parmaklarına kenetlediğiniz o insanı benimsiyorsunuz.

Birini benimsemenin, insanı ne kadar mutlu ettiğini anlıyorsunuz sonra.

O yanınızdayken zaman su olup akıyor sizin etrafınızdan. Çevreniz daima hanımeli çiçeği gibi kokuyor. Her bir sözüyle o, kalbinizi tekrar tekrar fethediyor.

Ve bazen o kişinin son olmayacağını bile bile başlarken o yola, göz göre göre; bazen ondan başkasının size gerçek nefesi veremeyeceğini anlıyorsunuz yolun ortasına geldiğinizde. Gurur duyuyorsunuz, sizinle. Hem onunla, hem kendinizle.

Eğer size yaşam veren biri varsa hayatınızda,

Şansın en güzel yüzü gülümsemiş size.

Kaybetmeyin. Gidin ve ona sımsıkı sarılın.

Sarılın ve onu sakın bırakmayın.

Çünkü o, sizsiniz. O, sizin kalbiniz.

Reblogged from gorkemlimiyim, 81 yorum (357 oynatma), Haziran 3, 2012

O lambalara tıkladığımızda neden sönmüyor???

kafamda deli sorular

2 yorum, Haziran 1, 2012

BOZULMAYAN KULAKLIK İSTİYORUM

(Kaynak: yuruyencamasirmakinesi)

Reblogged from bonnefillee, 63 yorum, Haziran 1, 2012

Bazen bir şey içini yiyip bitirir, kimselere anlatamazsın. Çünkü bilirsin ki sana önemli gelen şeyi; senden başka kimse anlamayacaktır.

(Kaynak: kalbimesor)

Reblogged from kalbimesor, 7 yorum, Haziran 1, 2012

‎15 yaşındaki kız hava atmak için sigara içiyor. Babası da ona harçlık verebilmek için çalışıyor. Yazık.

(Kaynak: normalbiadam)

Reblogged from normalbiadam, 261 yorum, Mayıs 31, 2012

"İnsan, yaşamında eksik olanı, her şey sanıyor."

(Kaynak: portakalyokusu)

Reblogged from portakalyokusu, 135 yorum, Mayıs 30, 2012

[Flash 9 is required to listen to audio.]

vitrindekiturta:

Sokağın ucundan duyuyorum sesini. Etrafın gürültüsünden ayırıyorum seni, başka bir köşeye koyuyorum. Kimse dokunamıyor sana. Sadece ben dokunabiliyorum, kalbimin ucuyla. Şiirlerim dokunuyor sana, cümle sonlarıyla. Etrafa öyle bir ışık saçıyorsun ki, kimse sana bakmaya cesaret edemiyor. Kör ediyorsun herkesi. Bana bakıyorsun bir tek. Sevgiyle.

İnsanlar kötü. İnsanlar sana gelmeme izin vermiyor. Kalıyorsun köşemde. Bekliyorsun beni. Saatler geçiyor, hava durumları değişiyor. Hala bekliyorsun. Dudaklarını ısırıyorsun, kanatıyorsun belki. Acı bir tat yayılıyor ağzına. Miden bulanıyor. Yine beni bekliyorsun.

Yağmur yağıyor. İyice siniyorsun köşeme. Sokaktan geçen kedileri görüyorsun, titremelerini görüyorsun, kuru bir yerlere kaçışlarını. Alıp göğsüne bastırıyorsun belki. Dokunuşlarını harcıyorsun. Yaşlı çiftler görüyorsun, yılları devirmişler diyorsun. Ama hala bekliyorsun.

Otobüs duraklarından geçiyorum sana gelmek için. Otobüse binmek için sıraya dizilen insanların arasından geçiyorum. Yerlerinden ediyorum onları. Sonra birkaç kişinin omzuna çarpıyorum, bazılarının çantasını düşürüyorum yere. Bağırışlar duyuyorum, küfürler çınlatıyor kulağımı. Arkama dönüp bakıyorum. Gülümsüyorum. Gülümsemiyorlar bana. Önümü kapatıyorlar. Sana gelmeme izin vermiyorlar.

Hala bekliyorsun.

İçimden neler geçtiğini, senin yanında olamadığım zamanlar kalbimden geçen sızı dizisini, boğazımdaki yumruyu, gözyaşlarımı geriye itişimi bilmiyorsun.
Sana gelebilmek için çırpındığımı. Zamanın bizi sevmediğini bilmiyorsun.

Reblogged from vitrindekiturta, 64 yorum (11.739 oynatma), Mayıs 29, 2012

(Kaynak: kafeinbagimlisi)

Reblogged from yokiyiboylepanpa, 125 yorum, Mayıs 29, 2012

Cute Cherry